28 Şubat 2019
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Toplum Araştırmaları ve Uygulama Merkezi (TAM), kadın, çocuk ve aileyi kapsayan çalışmalarının bir parçasını oluşturan söyleşi serisinin ikincisinde; Victoria devri İngiliz çocuk edebiyatındaki oryantalist söylemi, devrin kolonyalist politikalarına paralel olarak, dört çocuk kitabı üzerinde inceledi.
Araştırmacı Fatma Kübra Kaya “Bir Kolonyalist Propaganda: Victoria Devri İngiliz Çocuk Edebiyatı’nda Oryantalizm” adlı yüksek lisans tezinde ortaya koyduğu argümanları, Toplum Araştırmaları ve Uygulama Merkezi’nde ilgili bir kalabalıkla paylaştı.
Britanya İmparatorluğu’nun “altın çağı” olarak anılan Kraliçe Victoria devrinin, İngiltere’nin kolonizasyon politikası açısından zirveye ulaştığı bir dönem olduğunu, halk nezdinde meşruiyet kazanmak adına kullandığı araçlardan birinin de “çocuk edebiyatında oryantalist söylem” olduğunu öne süren Kaya; devrin çocuk edebiyatı ürünlerinden “Gizli Bahçe”, “Küçük Prenses”, “Peter Pan” ve “Alice Harikalar Diyarında” romanlarının oryantalist söylem yoluyla oluşturulmuş birer kolonyalizm propagandası olarak yorumlanabileceğini ifade etti.
Çocuk romanlarının alt metninde ne var?
On dokuzuncu yüzyılda Britanya İmparatorluğu’nun sistemli bir devlet politikası haline gelen kolonyalizmin sürekliliğini sağlamak adına tamamlaması gereken dört safhası ve bu dört safhaya meşruiyet kazandırmak adına ürettiği “Keşfet!”, “Hükmet!”, “Otoriteni Meşrulaştır!” ve “Sen onlardan farklısın!” söylemlerini dört farklı çocuk romanı Peter Pan, Gizli Bahçe, Küçük Prenses ve Alice Harikalar Diyarında üzerinden tahlil eden Kaya, “Viktoryen Dönem’de çocuk edebiyatı alanında verilmiş eserlerde, İmparatorluğa ait pek çok ögeye ve metafora rastlamak mümkündür. Örneğin Kraliçe Victoria’ya atfen “anne” metaforu bu dönemde verilen eserlerin çoğunda mevcuttur, bu çalışmada tahlil edilen dört romanın üçünde anne metaforu kullanılmıştır.” dedi.
Peter Pan romanının “keşfetme” söylemine başvurarak Neverland adlı hayali bir ülkenin üç İngiliz kardeş tarafından keşfi şeklinde metaforize edilen “Avrupa ülkelerinin Amerika kıtasına ayak basışı” hadisesine meşruiyet kazandırmaya yönelik bir eğilim içinde olduğunu belirten Kaya, Peter Pan romanında kullanılan “keşif” motifinin, Amerika coğrafyasının kolonizasyonuna meşruiyet katma, bu topraklara yerleşmenin keşfedenlerin hakkı olduğu kanısını yerleştirme amaçlı bir söylem olarak yorumladı. Amerika’nın kolonileştirilmesi ve Avrupa ülkelerinin bu topraklara yerleşmesi esnasında Amerika yerlilerine uygulanan soykırıma ise “vahşi”, “kafa derisi yüzen Kızılderili” gibi oryantalist tasvirler ile meşruiyet kazandırılmaya çalışıldığını dile getiren Kaya, böylece romanın, “keşfedilen” ve üzerinde beyaz adamdan farklı insanların yaşadığı “egzotik” coğrafyalara hükmetmenin mübah olduğunu söyleyen bir propaganda metni olarak görülebileceğini aktardı.
Gizli Bahçe’de kolonyalizmin ikinci safhası olan “Hükmet!” söylemine rastladığını belirten Kaya; çocuk karakterlerin Batılı hizmetkârlara muamelesi ile Doğulu hizmetkârlara muamelesinin karşılaştırılması, Doğulu hizmetkârların bu muameleye tepkileri ile Batılı hizmetkârların bu muameleye tepkileri arasında yapılan karşılaştırmalar üzerinden “itaatkâr ve yönetilmeye muhtaç Doğulu” tasviri yaratılmaya çalışıldığını ve bu tasvir üzerinden Doğu’ya hükmetme fiiline meşruiyet kazandırıldığını söyledi.
Bir koloni olarak harikalar diyarı
Küçük Prenses romanını ise “otoritenin meşruiyeti” meselesi temelinde tahlil eden Kaya, “despot Doğulu hükümdarlar” söylemine karşılık “Batılı meşru otorite” algısının oluşturulması ve bu algı üzerinden İngiltere’nin Hindistan’daki otoritesinin “meşru bir otorite” olduğu kanısının oluşturulmaya çalışıldığı değerlendirmesinde bulundu.
Son olarak Alice Harikalar Diyarında romanını ele alan Fatma Kübra Kaya, romanın, oryantalist metinlerde sıkça rastlanılan egzotik toprakların “sıra dışı, garip, itaatkâr ve cahil bir halk”, “farklı bir coğrafya” söylemlerine paralellik gösterdiğini, Alice’i harikalar diyarına götürecek tavşan deliğinin uzun bir yolun girişi olmasının “uzun yol sonunda ulaşılan fantastik topraklar” söylemine denk düştüğünü belirterek şöyle devam etti:
“Bu uzaklık, kolonyalist ülkelerin denizaşırı ülkelere gidişidir. Alice’in varacağı yerin neresi olduğuna dair tahmin yürütürken aklına gelen yerlerin Avustralya ve Yeni Zelanda olması da buna kanıt olabilir, çünkü bu iki coğrafya da Britanya İmparatorluğu’nun kolonize ettiği topraklardır. Dolayısıyla Alice’in bu yolun sonunda ulaşacağı harikalar diyarı da kolonileri temsil etmektedir.”
Alice’in harikalar diyarına ayak bastığı andan itibaren çeşitli bedensel şekil değişiklikleri yaşaması (uzayıp kısalması gibi) ve eski şekline geri dönmek için çabalamasını, kolonyalist devletin, kolonize ettiği topraklardaki halk karşısında “kimliğini muhafaza etme” kaygısı ile paralel şekilde analiz eden Kaya; kolonyalist devletin bu kaygı ışığında yarattığı “Sen onlardan farklısın!” söylemi ile kendi halkına yerleştirmeye çalıştığı “Doğulular’dan farklı olma” algısına dikkati çekti.
Her yazarın oryantalist söylemi bilinçli bir propaganda olarak mı yoksa yapılan propagandanın etkisinde kalarak mı yaptıkları konusunda kesin ve net bir şey söylenemeyeceğini belirten Fatma Kübra Kaya, bilinçli ya da bilinçsiz olarak yaratılan bu söylemlerin, propaganda niyetiyle yazılmamış olsalar bile o görevi gördüklerinin altını çizdi.