9 Mayıs 2019
TAM Söyleşileri’nin altıncısında “İslam'da Kadın Tartışmalarında Alternatif Bir Gelenek Okuması” başlıklı sunumuyla Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hocalarından Dr. Şule Albayrak’ı konuk ettik.
Şule Albayrak, İslam’da kadın konusu değerlendirilirken geleneğin ayak bağı ve bütün sorunların müsebbibi olduğu eleştirisi getirildiğini ancak bu eleştiri yapılırken Asr-ı Saadet döneminin göz ardı edilerek sonrasındaki 1400 yıllık sürece odaklanıldığını ve değerlendirmelerin, yanlış uygulamalar dikkate alınarak yapıldığını söyledi. Bu özcü söylemin geleneğin sadece bir vechesini yansıttığını ve bu veçhe üzerinden bütün bir geleneğin üzerini çizmenin tam da modernizmin bizden istediği şey olduğunu söyleyen Albayrak, aslında İslam’da kadın konusuna ve konumuna dair statik tek yönlü bir algıdan söz edilemeyeceğini ifade etti.
Albayrak, Kur’ân-ı Kerim’de birçok ayette kadının statüsü hakkında hükümler verildiğine, İncil ve Tevrat’taki ifadelerin aksine Allah’ın yeryüzündeki halifesi olma, akıl, irade ve sorumluluklar bakımından kadın-erkek arasında herhangi bir fark gözetilmediğine, eşit tutulduğuna dikkat çekti.
Albayrak, Hz. Peygamber’in sünnetine bakıldığında farklı bir durum olmadığını, eşleriyle ve kızlarına gösterdiği muamelede Kur’ân-ı Kerim’in emir ve hükümleri uyarınca davrandığını, Hz. Peygamber ile evlenen hiçbir kadının yaşamının sekteye uğramadığını, eğer evlenmeden önce çalışıyorsa iş yaşamına devam ettiğini anlattı. Albayrak sözlerine şöyle devam etti; “Hakkaniyetli bir aile ve sosyal hayat perspektifini Müslümanlara kazandırmak isteyen Sevgili Peygamberimiz, gerekli ahlaki tutumu gündelik yaşamdaki yeme-içme ihtiyaçlarının karşılanmasına kadar genişletir: “Yediklerinizden onlara da yediriniz, giydiklerinizden onlara da giydiriniz, onları dövmeyiniz ve kötülemeyiniz” ifadesiyle Hz. Peygamber, modern dönemde bir şiddet kategorisi olarak değerlendirilen ekonomik şiddeti açıkça reddetmektedir. Ekonomik şiddete yapılan vurgu yanında müteakip cümlede fiziksel şiddet ve sözel-psikolojik şiddetin reddi de ortaya konulmuştur. Nitekim başka bir hadiste belirtildiğine göre eşinden gördüğü şiddet nedeniyle kolu kırılan Cemile bint Abdullah’ın durumu kendisine bildirildiğinde Hz. Peygamber, şiddetin nedenlerini sormaksızın eşi Sabit b. Kays’a haber göndererek eşini bırakmasını emretmiştir.”
Albayrak, İbn Sa’d (v. 845)’ın Tabakat adlı eserinde, Müslüman kadınlar hakkında bilgi verirken ilimle ilgilenmelerinden, sosyal hizmet sahasında yer almalarından söz ettiği gibi savaşlarda hem bizzat silahlanarak cephelerde savaşmalarından hem de yaralıların tedavisindeki yararlılıklarından söz ettiğini nakletti. Konuşmasında Mehmet Birekul’un “Peygamber Günlerinde Kadın Eserindeki” tespitlere de yer veren Şule Albayrak, ticaretten sağlığa, terzilikten zabıta memurluğuna kadar birçok mesleğin sahabe kadınlar tarafından icra edildiğini, bu şahsiyetlerden Hz. Peygamber’in eşi Zeynep bint Cahş’ın deri işleme ve dikme sanatında usta olduğunu, yine doktor olan Esma bint Ümeys’in Hz. Peygamber vefat ettiğinde elini onun iki omzunun arasına koyup vefatını tasdikleyerek şüpheleri giderdiğini, ayrıca Şifa binti Abdullah ve Semra binti Nüheyk el-Esediyye gibi zabıta görevi icra eden kadın sahabilerin de mevcut olduğunu anlattı.
İlim dünyasında da durumun farklı olmadığını, kadınların da tıpkı erkekler gibi ilim öğrenebildiğini, öğretebildiğini, erkekler ile aynı yöntem ve yolları kullandığını, örneğin tabiûn döneminin en önemli kıraat, fıkıh ve hadis alimlerinden olan Ümmü’d-Derda’nın aralarında erkeklerin de bulunduğu pek çok kişinin hocası olduğunu, hatta Emevi Halifesi Abdülmelik b. Mervan’ın da onun derslerine iştirak ettiğini söyleyen Şule Albayrak “İslam geleneğini içerdiği farklı yaklaşımlar, uygulama çeşitlilikleri ve problem çözmedeki dinamizmiyle değerlendirmek günümüz sorunlarına ışık tutabilir. Kadını dışarıda bırakan bir gelenek okuması eksik kalacaktır. Bunun yerine tarihin akışı içerisinde kadının toplumdaki inşa edici rolünü dışarıda bırakmayan bir perspektife ihtiyaç vardır.” diyerek konuşmasını tamamladı.